Sayfanın Başına Dön
İl ocak
18:50 - 30 Eylül 2014 Salı 

mhp istanbulll
Eline, Beline, Diline Sahip Ol
Mustafa AKSOY
08.01.2014 - 17:24

Düne kadar “sevgili dinleyicilerim” demeye alışmış biri olarak “sevgili okuyucularım” sözü benim de nazarıma, kulağıma farklı geldi. Ancak sizden gelen istekler, beni, yazmak konusunda cezbetti. Bu günden itibaren, vaktimi vakfedebildiğim sürece yazmaya; okuduklarımdan, yaşadıklarımdan, tecrübe ettiklerimden süzülerek bana kalanı sizlerle paylaşmaya çalışacağım. 

 

 

Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bıraktık. Zaman akıp gidiyor. Geriye dönüp baktığımızda, yaşanırken canımızı yakan olaylar hatıraya dönüşünce, yüzümüzde hoş tebessümlere yol açabiliyor. Umarım, sizlerin de 2013’te yaşadığınız elemler, 2014’te anlatıldığında dost meclislerini keyiflendiren durumlara dönüşür. Umudumuz bu yönde. 

 

 

Umutlarımızın odağında ise her zamanki gibi ülkemiz, Türkiyemiz var. Zor bir yıl geçirdik. Kah güldük kah ağladık demek isterdi gönül ancak, yaşanan o ki kah ağladık kah ağladık. Atadan kalan son emanet yurdun bağrında, içimizin sızladığı, yandığı, dağlandığı olaylara şahit olduk. Ve her ne olursa olsun, odağında Türkiye varsa umudumuz baki, baki olduğu kadar da mecburidir. Çünkü bizlerin Anadolu’daki gelenek ve töremizin referansları Horasan Erenlerine dayanır.

 

 

2013 yılını tekrar gözden geçirince, işte bu Horasan Erenlerinden Hacı Bektaşi Veli’yi hatırlamamak imkansızdır. Anlamı, asırları aşan bir nasihatle bu günleri görmüş, bizlere seslenmiştir. Hacı Bektaşi Veli’nin en veciz sözlerinden biridir; “eline, beline, diline sahip ol!” Çoğu zaman bireysel arzulara, içgüdülere ket vurup, insanın nefsine köle olmaması gereğini vurgularken, ferdi hürriyetin parolası gibi anlaşılır. Ancak bu sözün menzilinde, bireyden öte millet, milletle yekpare kültür ve ikisinden mürekkep olan vatan olduğu da aşikardır.

 

 

Öyle ki, “eline sahip ol” derken Hacı Bektaşi Veli “ilini” kast eder, diğer bir deyişle vatanı. İlk Cuma secdesine Kars Fethiye Camii’nde kapanılan; Alparslan’ın el izini taşıyan ilk sancağı Malazgirt Ovası’nda dalgalanan vatanı… Hz. Peygamberin iltifatına mazhar olan kutlu komutanın, mutlu askerin yatağı olan vatanı…

 

 

Mimar Sinan’ın minareyle, kubbeyle, uhuvvetin iklim olduğu avlularla, uzağı yakın eden köprülerle, çorak toprağı sulayan kemerlerle nakış nakış işlediği vatanı… Itri’nin nefesi ile yankılanan vatanı; Arif Nihat’ın “söyleyin ey nazlı haber kuşları/Tuna boylarından müjde geldi mi?” diyerek haber beklediği vatanı; Namık Kemal’in “Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini/Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?” diyerek üzerine titrediği; Mustafa Kemal’in “Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini/Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini!” deyip de kol kanat gerdiği vatanı… Velhasıl, Hacı Bektaşi Veli “eline sahip ol” derken vatanı işaret eder, eder ki; “değmesin mabedimin göğsüne na-mahrem eli”.

 

 

Hacı Bektaşi Veli’nin sahip ol dediği “bel” de cinsi arzuları kapsar, ancak onunla sınırlı değildir. Aslen; ilinde yaşayan soyuna, milletine sahip çık nasihatidir. Milletini, milliyetini koru da illetin esaretine düşmesin öğüdüdür. An gelip Mehmet Akifçe,  “nazlı hilal ile ırkına izmihlalin olmadığı” müjdesi verilen millete; Necip Fazıl’ın mısralarında Sakarya ile vücut bulup, öz yurdunda garip öz yurdunda parya olmasından yakınılan millete… 

 

 

Son olarak ise Hacı Bektaşi Veli “diline sahip ol” der. “Az konuş, öz konuş; yalandan, iftiradan, dedikodudan uzak dur” öğüdünü verir; doğrudur. Ancak, bu öğüt, bireysel ahlakın bu temel dinamikleri yanı sıra, daha engin manalara da sahiptir. Hacı Bektaşi Veli “dil” derken, Türkçeyi işaret eder: Türkçene sahip ol! Öyle ki; milleti millet yapan başlıca kaynaklardan biridir dil.  İnsanları ortak dilleri bir arada tutar, ortak deyişler onları birbirine bağlar; kavramlar dünyasını görmek, anlamak ve paylaşmak için ortak yoldur. Zira anlaşmak, anlamaktan geçer; anlamak ise dil birliğinden… Bu açıdan; dilin birliği, “belin” birliğini; “belin” birliği ise “elin” yani vatanın birliğini sağlar. Bu yüzden Cemil Meriç, “Kamusa (sözlüğe) uzanan el, namusa uzanmıştır” demiş; Yahya Kemal de “Türkçe; ağzımızda, anamızın dili gibi helâl ve güzel olmalı” diyerek güzellemiştir. 

 

 

İşte bu yüzden; 2013 yılında yaşananlara, Hacı Bektaşi Veli’nin, anlamı asırlar aşan bu sözüyle bakınca “2014 yılı Türk’ün eline, beline, diline sahip olma yılıdır; bu yıl ki belki de son dönemeçtir” demek yerinde olacaktır. Görünen o ki; dere yatağından taşmadan bu sese kulak vermek gerek…

 

 

Umarım; mızrabımızdan taşan duygularımızın kalemimizde bıraktığı akisler ilginize layıktır. İlginiz ki, gönül borcumuzdur. Muhabbetle…

Yorum Yaz
Bu Habere Yapılan Yorumlar
platin emlak
moda ruj